Mutluluk
Mutluluk, zihinsel gelişmişlik ve iç dünyası zenginlik ile birlikte gelir, bunlarla doğru orantılıdır. Bilgi, sinir hücreleri olarak düşünülebilir. Bilgi kazanıldıkça sinir hücreleri artar ve daha fazla haz almaya başlarız. En büyük haz kaynağı bundan dolayı bireyin kendisidir. İnsan yalnızken kendine eğlenecek bir şeyler buluyor, kafasından bilgilerini eyleme dökecek somut projeler geçirebiliyorsa, insanın dışarıya bağımlılığını da azalır. Shopenhauer'a göre az ithalat yapan ülkenin en mutlu olması gibi en az dışarıya bağımlı olan insan da en mutlu insandır. Dışarıdaki hazlara karşı tetikte olan insan içsel bir boşluk hissinin esiri olacaktır, çünkü dışarıdaki hazların sürekliliği olmadığından insan yine kendisiyle kalacaktır. Haz kaynağı olarak kendisi hariç diğerlerini kabul eden insan, kendine katlanamayan insandır. Bir insanın kendine katlanamaması, bununla birlikte yalnız kalamaması aslında iç dünyasının fakirliğinin işaretidir.
Akış
Akış, etkinlik temelli bir kuramdır. Bireyin bir etkinliği yaparken aldığı hazzı vurgular ve haz almanın akış ile geldiğini belirtir. Bireyin istediğini yapması ve yaptığı sırada kendini kaptırması ile haz almak şeklinde kısaca özetlenebilir.
Akış kuramı yaratıcısı Mihaly Csikszentmihalyi, 1975'te sanatçıların sanatını icra ederken fazla odaklandıklarını, kendinlerini kaybettiklerini hatta ihtiyaçlarını bile ihmal ettiklerini gözlemlemiş ve bundan etkilenmiştir. Yaptığı çalışmalar ve gözlemler sonucunda akış kuramını bulmuştur.
Akış kuramına göre, etkinlik sırasında zaman algımızın değişmesi ve bununla birlikte öz bilinç kaybı yaşamamız ile birlikte haz almaya başlarız. Yaptığımız etkinlik sırasında zamanın farkına varmamak ve kendi varoluşumuzu unutmak haz kaynağıdır. "Eğlendiğimizde değil, sıkıldığımızda zamanın farkına varırız. her iki durum da hayatımızın en mutlu anının onun (varlığımızın) en az farkına vardığımız an olduğunu kanıtlar; demek ki ona hiç sahip olmasaydık (onun hiç farkına varmasaydık) daha da iyi olacaktı." demiştir Shopenhauer. Bu kadar karanlık olmasa da aslında akışta yaşanan şey varoluşumuzu unutmak ve bu sırada haz almaktır. Bunun yanında akış ile sadece etkinlik sırasında değil, sonunda da farklı hazları yakalamak gayet mümkün. Peki akışa nasıl gireceğiz?
Etklinlik Seçimi
Akışa girebilmek için öncelikle ne yapmak istiyorsak onu bulmamız gerekli. Bu arayış sırasında dışarıdan (kültür, aile vs.) etkilenmeyip, gerçekten istediğimizi net bir şekilde bulmalıyız. Çünkü akışta önemli olan, etkinliğin ototelik bir etkinlik (sonuçlarından çok sürecin önemli olması) olmasıdır. Sevmediğimiz ya da sadece sonuçlarına odaklandığımız bir işi yaptığımız sırada zevk almıyor veya yapmayı istemiyorsak akışa girmemiz oldukça zor olacaktır.
Etkinliğin Zorluğu
Seçeceğimiz etkinliğin zorluk seviyesi akışın diğer bir alt boyutu ve akışa girmenin önemli şartlarından biri. Zorluk seviyesi eğer becerimizin çok altındaysa bu etkinlik çok kolay gelecek ve sonunda yapmak istemeyeceğiz. Eğer zorluk seviyesi becerimizin ve kabul edebileceğimizin çok üzerindeyse bu defa kaygılanıp etkinliği yapmayacağız. Eğer iş becerimizin üstünde fakat kabul edebileceğimiz bir seviyedeyse, becerimizin üstünde olması ile bize zorluklar yaratacak ve bu zorlukların üstünden gelme hissi ile etkinliği sürdürme daha mümkün olacaktır. Bilgisayar oyunlarında seviye atladıkça zorluğun artması ile kendimizi kaptırmamızın daha kolay olması gibi düşünülebilir.
Dikkat, Konsantrasyon
Dikkatimizin etkinliği yaptığımız sırada etkinlik tarafından soğurulması ile birlikte akışa girebiliyoruz. Mihaly Csikszentmihalyi, bir TED konuşmasında insan beyninin saniyede 110 bit veri işlediğinden ve bir insanın konuşmasını dinlememizin saniyede 60 bit yer aldığını, bundan dolayı da iki kişiyi aynı dinleyemediğimizden bahsetmiştir. Eğer bu 110 bit, tamamıyla yaptığımız iş üzerinde olursa başka bir şey düşünecek yer kalmayacak ve böylece akışa girmemiz mümkün olacaktır. Nasıl iki kişi konuşurken birini görmezden geliyorsak, aynı şekilde etkinlik sırasında sanki varoluşumuz ikinci bir kişiymiş gibi görmezden geleceğiz.
Kontrol
Etkinlik üzerindeki hakimiyetimiz ve kontrolümüz diğer önemli bir alt boyut. Etkinliğin yarattığı zorlukların becerimizin gelişmesi ile birlikte aşılması ve sonunda etkinliğe hakimiyetimizin artmasıyla akış daha uzun ve daha mümkün olmaktadır. Örneğin; piyano öğrenmeye başladıysak ilk gün tuşlara bomboş bakarken ikinci gün notaların yerlerini öğrenmemiz ile kontrolümüz artacaktır. İlk gün piyano hakkında hiçbir fikrimiz yokken ikinci gün artık daha hakim olduğumuz bir etkinlik olması ile birlikte bir zorluk aşılmış ve piyano daha yakın hissettiğimiz bir enstrüman olmaya başlamıştır. Bu da etkinlik üzerinde kontrol sağladığımızın göstergesidir.
Akışın Getirdiği Hazlar
Akış sırasında öz bilinç kaybının getirdiği hazların dışında bir de etkinliğin getirdiği hazlar vardır. Etkinlik bittiğinde, etkinliği yaptığımız için kendimizi daha iyi hissederiz. Bu iyi his, bedenin kendini ödüllendirmesidir. Kendimizi geliştirmemiz ile birlikte insanlardan daha farklı hissederiz. Becerilerimizin gelişmesi ve zorlukları aşmamız ile birlikte başarabilme potansiyeline olan inancımız artar. Etkinlik ile birlikte ortaya bir şeyler koymak ve bu somut başarılara bakabilmenin verdiği hazlar...
Sahte Akışlar
Sosyal medya uygulamalarının parmakla kaydırdığımız, içeriğin bulunduğu kısmın adı genellikle "akış" olarak geçer. Sürekli güncellenir ve yeni içerikler gelir. Kolay bir parmak hareketi ile birlikte bizi bambaşka bir duruma, aslında akışa sokar. Bu akış, Csikszentmihalyi'nin akışından farklı olarak hiçbir şey kazandırmaz. Sosyal medyanın yarattığı akışın sonunda zorluklar aşılmaz, beceriler gelişmez. Ortaya herhangi bir ürün koyulamaz. Sadece verdiği haz, dikkatimizin hepsini aldığı için öz bilinç kaybının getirdiği hazdır. Aynı şekilde bilgisayar oyunları da "sahte akış" içerisine girebilir. Kısacası sadece dikkatimizin tamamını alan ve kendimizi kaybettiğimiz şeylerin hepsi akış olarak sayılamaz.
Akış mistik bir şey değildir. Neyi yapmak istiyorsak onu yapmak, bu sırada dikkatimizin tamamını vererek kendimizi kaptırmaktır. En büyük ve belki de tek gerçek haz kaynağı insanın kendisi olması sebebiyle akışın hayatta yeri çok büyük.
.
Comments
Post a Comment