Geçenlerde şehirler arası otobüse bindim. Her zaman yaşanan şeye nedense o gün dikkat ettim. Muavin geldi ve "23 numara" dedi. O an "moruk, Cevdet ben" diyesim geldi. Deseydim de fark etmezdi. Ben Isparta'ya gitme hedefinde olan insanlar için sadece 23 numaraydım. Mesela başkası gelseydi ve "23 yalnız benim ahanda bu benim biletim" deseydi artık o 23 numara olacaktı fakat bir Cevdet olmayacaktı. Otobüs halkı için artık 23 numara o olmuş olacaktı ve ben başka bir yere oturtulmuş herif olacaktım. Keşke her şey otobüs yolculukları gibi olsa... Hiçbir şey kimsenin skinde değil... (Bu yazıda derin anlamlar yatıyor.)
Bir otobüs yolculuğumda kadın muavin denk gelmişti. İlk defa kadın muavin ile yolculuk eyliyordum. İnanılmaz parfüm kokusu ve kocaman poposu ile beni yok ediyordu. Her yanımdan geçtiğinde poposuyla bana vuruyor, yerimden ve rahatımdan parça parça alıp götürüyordu. Bir av köpeği gibi kokusunu takip etmeye çalıştım. O popo darbelerinden kurtulmak için evrimleşmiştim. Bana kahve verirken "dökme ama tamam mı?" diyerek tuhaf bir burukluk bırakmıştı. Önüme de kek atmıştı. O keki atması anaçlığındandı. Aç kalmamam için çaba gösteriyordu fakat bunun için bana popkek veriyordu. Bir anne çocuğuna bunu yapmamalıydı çünkü popkek bir zehirdi. Arkaya kahve verirken poposuyla hala varlığını görebiliyordunuz. Onun poposu bir binanın temeli gibiydi. Binanın temelinden farkı ise görünebilmesiydi. O poposuyla bizlere "ben buradayım ve sapasağlamım" diyordu. Arada güzel manzara görünce çocuklar gibi koşarak kapıya gidip story çekiyordu. Bunu gururla yapıyordu. Ne yapıyorsa gururla yapıyordu çünkü onun temeli sağlamdı...
Gaye Su Akyol dinleyip camdan bakınırken bir anda "lan keşke bana yazsaydı bu şarkıyı" dedim. Şarkının adı "biliyorum" ve hastasıyım. Bana yazmış olsaydı mesela gidip "ya aşkım öyle bir amacım yoktu özüüüür" falan derdim. Minik bir kedi olurdum. Tavşanda olurdum ama hollanda lop tavşanı olurdum. Böyle olunca da o da bana "ya moruk bende bir gazla yazdım np ok" derdi. Böylece dünyanın en güzel ilişkisini yaşardık. Bize böyle şarkı yazabilecek hatun yok ki anca "hebele hübele" bak sinirlendim yine ....
Bu sefer iğrenç bir otobüs anısı anlatacağım. Gitarımdan dolayı sabah 6 gibi yola çıktım. Sabah 6'da kimse olmuyordu ve gitarımı koltuğumun üzerinde koyuyordum. Bilgisayardı çantamdı derken 4 kişilik yer kaplıyordum fakat sabah 6 olduğu için bomboş oluyordu. Arkamda 2 kişi oturuyordu ve arkadaşlardı. Türkçe konuşmuyorlardı. Otobüs ilk bindiğimde hafif bir koku vardı fakat koku gittikçe ağırlaşmaya başladı. Bir süre sonra ağzımdan nefes almaya başladım fakat kokunun tadı vardı. O daha fazla midemi bulandırmıştı. Daha fazla dayanamayıp muavine "yok oluyorum, başımdan başlayarak ölüyorum" dedim. "Bu koku nereden geliyor hğaaa" dedim. Arkada oturanları gösterip "mk hayvanları kokuyor yapacak bir şeyim yok, indiricem bir yerde döve döve yıkayacağım" dedi. Dünyalar tatlısı adamım fakat muavin öyle bir etkinlik başlatsa katılmaz mıydım? Koşa koşa katılırdım. Ben köpük sıksam sonrasında muavin durulasa... Bir insan böyle kokamaz. Bu mümkün değil. Bu kokuyla nasıl yaşanabilir zaten bambaşka bir konu. Nasıl hayatlar var ve bir ucuyla bana dokunmuş oldular. Öyle.
Comments
Post a Comment