Keşiş gözlerini açtığında turuncu çimenler üzerinde buldu kendini. Hiç bilmediği bazı yaban otlarının yapraklarında pırıltılar vardı. Güneşin mavi ışıkları, pırıltıları güçlendiriyor ve keşişin gözünü yakıyordu. Gözleri yanıyordu fakat bu ona zevk veriyordu. Gözlerini yıllardır açmamıştı ve etrafa acele etmeden bakarak bu yerin tadını çıkarıyordu. Gözlerini kapatalı çok olmuştu ve değişimin olacağından emindi fakat dünya nasıl bu hale gelmişti? Yürümeye karar verdi ve ilerlediğinde kırmızı bir ağacın dibinde siyah bir su birikintisi buldu. Siyah su onu susatmıştı ve hiç korkmadan daldırdı elini, içti. Keşiş hiçbir şeye şaşırmıyor, yıllardır burada yaşıyormuş gibi korkmadan yürüyordu. Bir ses duyuldu.
-Bu ne kibir?
Keşiş sese doğru döndü ve “kibir ne zaman kötü oldu” dedi.
-Yıllardır kapattın kabuğuna kendini ve hep merak ettin.
-Çok acı çektim, kabuğumda değil yoldaydım.
-Sorular sordun sanki cevabı hak etmiş gibi
-Merak ettim çünkü güneşin üstünde yaşayan bir karıncaydım.
Ses bir süre kesilmişti. Keşiş tüm sorulara hazırlıklı gibiydi. Sanki bu anı beklemiş ve devamında eklemişti.
-Karınca olmaktan hep utandım ve kızgın ateşten yolumda yürüdüm. Sürümden ayrıldım ve tek başıma yolumu buldum. Artık ben karınca değil güneş oldum.
Öfkeli bir ses duyuldu.
-Bu ne kibir ? Sen diğerleri için yaratıldın. Güneşi düşünmeden başkaları için yaşamalıydın ama sen bencillik ettin. Kibrinde boğuldun.
Keşiş, öfkeli olan bu sese karşı hiç istifini bozmadı ve o an aslında yıllardır yaptığı meditasyonların nereye vardığını anladı. Bulunduğu yer, keşişin ışığında yok olup yeniden var olmuş dünyaydı.
-Kibrim ve bencilliğim beni var etti. Beni güneş yapan ve dünyaları yaşatmamı sağlayan gücü yalnızlığım verdi. Bu yüzden ağaçlar kırmızı, çimenler turuncu ve su siyah. Ben ışığımı verdim ve yeniden doğdu dünya.
-Sen güneş olup başkalarını yaktın. Alışılmışı bozdun ve sil baştan bir hayata sebep oldun. Sen kibrinde dünyaları boğdun.
Keşiş sürekli aynı noktaya varan bu konuşmadan çok sıkılmıştı. Doğruyu bulduğunu ve haklı olduğunu biliyordu. Etrafına baktığında dünyanın bu yeni halinden çok memnun olmuştu. Yemyeşil gökyüzüne gözlerini kısarak baktı. Sesin kaynağı görünmeye başladı. O sesin sahibi tanrıydı. Keşiş tanrıyı görmekten çok onun bu cehaletine çok şaşırdı. Yola çıkmadan önce tanrıyı rehber almıştı fakat yolun daha başındayken tanrıyı reddetmişti. Yine de bir tanrı varsa böyle olmamalıydı. Sinirlendi ve tanrıya doğru elini hızla uzattı. Onu avuçlarının arasına aldı ve:
-Beni yaratman çok büyük talihsizlik. Şimdi “keşke” de ve beni gururlandır. Sesin sahibi tanrı sustu. Gittikçe keşişin elleri arasında küçülüyordu. Keşiş haklıydı. Onu yarattığı için çok büyük bir pişmanlık yaşıyordu. Keşiş onun pişmanlığını hissediyor ve pişmanlığından daha fazla keyif alıyor, gururlanıyordu. Keşiş uzun bir süre avucuna baktıktan sonra artık bu durumun zevk vermediğine karar verdi. Tüm gücüyle avucunu sıktı ve tanrı avucunda kayboldu. Keşiş elini sıkarken gülümsemeye başlamıştı. Kibrinin, bencilliğinin ve yalnızlığının ödülünü sonunda almıştı. Elini sıkmayı bıraktığında avuçlarında bir dilim ekmek buldu. İkiye böldü ve sırasıyla yedi. Tanrıyı yediğine göre artık evrene sahip olabilir ve tüm merak ettiği sorulara cevaplar bulabilirdi. Her şeye sahip olduğunu fark ettiği an durdu ve anladı. Hiçbir şey onu tatmin edemezdi. Kibri, bencilliği ve yalnızlığı onu buraya getirmişti ve daha fazla yapabilecekleri bir şey kalmamıştı. Asla tatmin olamayacağı bir hayat yaşamayı istemezdi. Güneşe baktı. Ellerini iki yana açtı ve gülümsedi “bir yola çıktım ve hazineme kavuştum. Artık ölmeliyim” dedi. Tanrısız bir evren var etmeliydi. Her şeyi kendi haline bırakmaya kararlıydı. Masmavi güneş şişmeye başladı. Anında her yer kül oldu. Gökyüzü parıldamaya başladı. Sadece güneşi değil, tüm yıldızları şişirmişti. Evrendeki tüm yıldızları silahı yapmıştı. İnanılmaz patlamalar duyulmaya başladı. Kulakları seslerin kaynağına varıyordu. Duymak istiyordu çünkü gücünü görmek ona zevk veriyordu. Sonunda evren gaz ve toz bulutlarıyla doldu. Her şey en baştan başladı. Keşiş, o toz ve gaz bulutlarının arasında yok oldu.
Comments
Post a Comment