Bu dünyanın Cevdet'in romantik olmasına ihtiyacı var.
Kalbimi bazen metaforik bir meyve ağacına benzetiyorum. Tenha bir yerde atılmış bir çekirdek veya sıçılmış bir kakacık içerisinde bulunan tohumdan var olmuş. Bulunduğu yerin tenha olması sebebiyle her türlü ucuz insanın seks yapmak için tercih ettiği bir yer olmuş. Her yeri pislik ve başka başka erkeklerin spermleriyle dolu (eski sevgilim gibi). Kalbim, yani meyve ağacı yeşillenmek için heveslendiği an etrafına kötü yetiştirilmiş çocuklar doluyor. Meyve yeme arzusu ile kökünü dalını skiyorlar. Daha fazla zarar görmesini istemeyen bir dayı geliyor uzaktan (bu dayı benim mantığım ve evet mantığımı metaforik bir dayıya benzettim) "gençler yazık günah bak koparıyosunuz o dalları bir daha meyve vermez" diyerek yaklaşıyor. Kötü yetiştirilmiş çocuklar, dayının uyarılarına dayı uzaklaşana kadar uyuyorlar. Hayvan herifler ne değer ne kıymet bilirler işte ağzı iki tatlanacak diye yok ettiler kalbimi amaan işte ağacı.
Toparlamaya çalışan iyi insanlar oluyor. İçlerinden "ağaç güzel, ortam güzel yahu neden bu insanlar böyle" diye düşünerek etrafı toparlıyorlar. Eski, güzel haline dönüyor fakat döndüğü an tekrar işgal ediliyor ve yok ediliyor. Saçma bir döngünün içerisinde mahkum bir ağaç... Tembelliğinden değil, köklerinden dolayı gidemiyor.
Yaralı bir ağaç değil hatta bu ağaç birazcık göt. Gördüğü kötü muamelelere rağmen "değişirse mna koyayım" diyor. İçinde her şeyin çok güzel olacağına dair bir inanç var. Her şeyin güzel olmasını sağlayacak herhangi bir şey dönmüyor ortalıkta fakat inanıyor. Elinden bir şey gelse, en azından dile gelse belki her şeyi daha güzel hale getirebilir fakat anca öyle mal gibi durabiliyor. Zaten dediğim gibi bu ağaç birazcık göt...
Arada romantik bir kaç çocuk geliyor. Efqarlı şarkılar açıp (indie denilen aslında pop müzik olan acayip grup isimlerine sahip grupların şarkıları) ağaçla konuşmaya başlıyorlar. Ağacın haline üzülüyorlar fakat hala pes etmeden yaşamasına hatta meyve vermesine hayran kalıyorlar. Aslında düşündükleri böyle fakat ifade edebilecekleri,düşündüklerini kelimelere dökecek beyinleri yok. Arada yaslanıyor, okşuyor hatta ağaca sarılıyorlar. Onun daha iyi hissetmesini istiyorlar. İyi niyetliler ama salaklar işte. Peki ağaç bu konu hakkında ne düşünüyor ? Eğer ağacın ski olsaydı büyük ihtimal skinde olmazdı. Hatta elleri ve dili de olsaydı, parmaklarıyla penisini işaret edip "baksana bir skimde miymiş?" derdi. Bakan olursa da saatlerce arkasından taşak geçerdi. Göt...
Çok benzetme yaptım farkındayım. Normalde ayrıntıya girmeyecektim fakat konuşmak istediğim bir konu. Duygularla ilgili çok şey düşünüyor fakat ciddiye alamıyorum. Aslında hepimizin kalbi bir ağaç ve anlattığım şeyler yaşanıyor. Benim ağacım ve düşünceli dayı, etrafındaki kötü şeyleri ciddiye alırsa yok olur. İkiside hiçbir şeye müdahale edemeyecek ve değiştirmeyecekler. Bunun farkında oldukları için çokta takılmıyorlar. Hayatlarına devam ediyorlar hatta ağaç eğlence peşinde çünkü birazcık göt. Bunu rahmetli Aydın Boysan abimizden okuduğum "Hayat düşünenler için komedya, hissedenler için tragedyadır" sözü ile çok güzel ifade edebilirim.
Her yazdığım şeyi yorumlamak isterdim fakat sıkıldım ve biraz kendimi kasmaya gitmem lazım. Kendin yorumlayabilirsin. Birazda kendi bakış açımdan anlatmak istedim. Eğer "Cevdet kafanı skim o öyle değil onu da öyle yapma" diyorsan önce bir kendine gel sonra kendi yorumunu bana gönder. Belki paylaşırım ve kimse okumaz. Öyle.
Comments
Post a Comment