Skip to main content

Sallamalar #2

Ellerimi tuttu ve gözlerimin içine baktı. O an benim onu görebilmemi sağlayan güneşe teşekkürlerden bir demet hazırlamıştım. Anlam veremiyor, kendimi kaybediyordum. Artık aklımın başımda olmadığını fark ediyor, bu konuya herhangi bir çözüm bulamıyordum. Gözleriyle "ortada bir sorun yok" diyordu. Sanki Zeus bizi yaratırken eşleşmiştik. Yemekhaneci dayı... Gideceğim an "dur" dedi. Durdum. Yemeklerimin arasına kocaman, hayvan kadar et parçası ekledi. Gülümsediğini, bu yaptığı hareket ile ne kadar gurur duyduğunu görebiliyordum. Onun gurur duyarak mutlu olması beni de mutlu etmişti. Beni anladığını düşünüyordu ve beni tanımış, anlamış olmak ona ayrı bir haz veriyordu fakat beni tanıyamamıştı. Anladığını sanması ile büyük bir yanılgı içerisine giriyordu. Maalesef... Ben çok aç değildim. Sadece haftalık kartım boşa gitmesin diye yemekhaneye gelmiştim. Hayatımda birisi sonunda beni anlamış fakat yanlış anlamıştı. 

           Et kediye köpeğe yemek olmuştu. Tıpkı yemekhaneci dayı ile benim ilişkimin olduğu gibi...

 


Comments

Popular posts from this blog

İtiraf Etmiyorum

  Çünkü hiçbir anlamı yok. Uzun zamandır istediğim eğlence ortamını dün yaşadım. Biramı içtim ve ardından sesim kısılana kadar ergenlik rock şarkılarımı söyledim. Bazen zıpladım bazen bir meşe ağacı esnekliğinde danslar ettim. Kısacası köpek gibi eğlendim. Sanırım buna ihtiyacım vardı.  Eğlence bitip evime dönerken yolda "e bitti. Ne anladım bu skişten ? " dedim. Konuşurken biraz ayıp ettim fakat haklıydım. Daha farklı yollardan anlatabilirdim fakat etkili olması için skiş kelimesini kullandım. Ben etkilenmiştim bu yeterliydi de zaten. Eğlence bitmişti ve yine hiçbir zaman tatmin olamayacağım hayatıma geri dönmüştüm. Bu "hiçbir zaman tatmin olunamayacak hayat" sadece benim hayatım değil, hepimizin hayatı. Eğer bir gün itiraf etmeye başlarsam ilk olarak bahsedeceğim konu bu olacak. Mutlu olmak anlamsız -ki zaten olamayacaksın. Eve döndüğümde aklımda hiçbir şarkı kalmamıştı. Dışarı çıkarken yarım bıraktığım buz gibi olmuş kahveyi dikip yatağa yattığımda aklı...

Keşiş #0

Keşiş gözlerini açtığında turuncu çimenler üzerinde buldu kendini. Hiç bilmediği bazı yaban otlarının yapraklarında pırıltılar vardı. Güneşin mavi ışıkları, pırıltıları güçlendiriyor ve keşişin gözünü yakıyordu. Gözleri yanıyordu fakat bu ona zevk veriyordu. Gözlerini yıllardır açmamıştı ve etrafa acele etmeden bakarak bu yerin tadını çıkarıyordu. Gözlerini kapatalı çok olmuştu ve değişimin olacağından emindi fakat dünya nasıl bu hale gelmişti? Yürümeye karar verdi ve ilerlediğinde kırmızı bir ağacın dibinde siyah bir su birikintisi buldu. Siyah su onu susatmıştı ve hiç korkmadan daldırdı elini, içti. Keşiş hiçbir şeye şaşırmıyor, yıllardır burada yaşıyormuş gibi korkmadan yürüyordu. Bir ses duyuldu.  -Bu ne kibir?   Keşiş sese doğru döndü ve “kibir ne zaman kötü oldu” dedi.  -Yıllardır kapattın kabuğuna kendini ve hep merak ettin.  -Çok acı çektim, kabuğumda değil yoldaydım.  -Sorular sordun sanki cevabı hak etmiş gibi  -Merak ettim çünkü güneşin üstü...

Burdur Otogar - 1 (Böyle Olurdu #1)

Yaz okulundan çıkmış Isparta’ya dönerken geçirdiğim günü düşünüyordum. Pişm anlıklar dolu bir gün geçirmiş, derslerin gereksiz ağırlığı ile birlikte pişmanlığımı daha da büyütmüştüm.  Pişmanlığım şı marık, süper dadının yardımına ihtiyacımın olacağı hale ge lmiş, tepemde çılgın bir  o.ospu  çocuğu gibi zıplıyordu. Bazı bazı “ne yaptım ben” diye söylenirken pişmanlığım  “baba telefon” diye ağlıyordu.  Piç her  hareketimde  büyümüştü .  En sonunda k alsiyum fazlalığından süt dişlerini dökemeden Burdur  Otogar’a  gelmiştim.    Burdur otogara girerken  insan  tonlarca düşünce  eklemeden  edemiyor. Bir merdiven çıkmalısın mesela ve önünde muhakkak bir göt oluyor. O göte bakmak bazen çok iç açıcı olmuyor. Güzel bir götse “bu göte  sahip olan götünün güzel olduğunu bilir. Bakıyor muyum diye pusudadır şimdi mutlu etmeyeyim” deyip sağa sola bakmak zorunda ka lıyorsun .     İçeri girdiğimde çok acıktığı...